Bilgi Pınarım | kadinkadine
YAŞAM VE DÜNYA İLE İLGİLİ HER ŞEY...
  • LUCERNE'DE Kİ ÖLMEKTE OLAN ASLAN ANITI
    Bertel Thorvaldsen'in tarafından yapıldı, bir granit kaya içine oyulmuş ve yaklaşık 6.80 metre'dir.Aslan Anıtı (Almanca: Löwendenkmal) veya Lucerne Aslanı, 1820-1821 yılında Bertel Thorvaldsen'in...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • TROIA ANTİK KENTİ
    (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Çanakkale'ye 30 km. uzaklıktaki Troya'ya Çanakkale-İzmir asfaltından ayrılan 4 km.'lik bir yolla ulaşılır. Homeros'un İlyada destanında öyküsü...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • Arkeoloji Sözlüğü Hemi de Türkçe
      Bütün sözlükler yapılır da bizim arkeoloji sözlüğümüz yapılamaz mı, Ramazan Elmas arkadaşımız oturmuş üşenmemiş bizler için elindeki kaynakları araştırmaları derleyip toparlamış ve...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • ARKEOLOG İSTİHDAMI
    Arkeolog, insanın dünya üzerinde görülmesinden Ortaçağ’a kadar geçen süreç içinde insana ilişkin her türlü kalıntı ve buluntuyu, doğal çevre ile insan arasındaki ilişkileri, yüzey, sualtı...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • Kozan-ji Budist Tapınağı
    Kalavinka figür süslemesi1. kat ve çatıyı tutan sütun üstündeki Sanmon, Kozan-ji Budist Tapınağı Kyoto-Japonya   Ashikaga Şogunluğu (14yy.), ​​Orta Çağ döneminde kuruldu. Bir Dönem...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • Savaşta doğan müze
    (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne (AMM)"düşerse girişteki simgesine dikkat edinizAnadolu Medeniyetleri Müzesi'nin kurulması Yunan top sesleri...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • KAYIP KİLİSE...
    Bir ara internette İznik gölünün 20 metre açığında gölün içinde görülen kiliseyi gördüğümde aklıma yıllar önce Küçükçekmece kıyılarında yaptığımız araştırma sırasında hava fotoğraflarını...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • İlahi Hikmete Adanmış Kilise...
    M. S. 532-537 yılları arasında Iustinianus tarafından yaptırılan Ayasofya Hagia Sophia (Ayasofya) Kilisesi Bizans'tan kalan en görkemli yapı Ayasofya'dır. Sultanahmet Meydanı'nda...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • BADİM BAŞKENT SUALTI GÜNLERİ ve SIRADIŞI DÜNYA 3D FİLM GÖSTERİMİ
    BADİM BAŞKENT SUALTI GÜNLERİ Sevgili Ankara’lı sualtı sevenler ; BADİM' in düzenlediği ve artık 3.senesine giren BAŞKENT SUALTI GÜNLERİ, aşağıda ayrıntılarını bulabileceğiniz sunumla birlikte...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
  • GALATLAR HAKKINDA BİLGİLER
    M. Ö. 278  yılı Oldukça büyük sayıda Kelt Bithniya Kralının izniyle Orta Anadolu’da yurtluk edinir. Galatlar, ani, beklenmedik ve son derece tehlikeli akınlarla Byzantion'u önemli ölçüde...

    Düşünmek ve Paylaşmayı Seven Herkese Merhaba, Bloğumuzda yazılan makalelere,haberlere yorumlarınızı ekleyebilirsiniz karşılıklı sohbetlere ve fikir alışverişlerine girebilirsiniz,ayrıca bloğumuzda facebookta arkadaşlarınızla olsun tek başınıza olsun oynayabilceğiniz oyunlar,okuyabilceğiniz günlük gazeteler ve haberler,günlük ve anlık döviz kurları sizleri bekliyor,Bloğumuza kayıt olmanızı ve düşünceleriniz paylaşmayı bekliyoruz.
DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK
  • HEMOROİD TEDAVİSİ HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER 2017-02-24T23:11:00.003+03:00

    Hemoroid diğer adı ile Basur çekenin çok iyi bildiği ama çekmeyenin de kesinlikle anlamadığı bir hastalık. Hemoroid halk arasında mayasıl olarak da bilinir fakat mayasıl kaşıntı yapan tıpta ki ismi anal dermatit olan farklı bir hastalıktır. Her türlü tedavi yöntemini kulaktan kulağa yayılarak öğrenebilirsiniz yok şu şifalı ot, yok şu bitkisel ürün benim basurumu bitirdi diye ve ne ilginçtir ki tıbbi tedavilere de kötü diyebiliyor insanlar. Özellikle ameliyat olanların bir kısmı hemoroidinin nüksettiğini ve ameliyatın işe yaramadığını söyler. 

    Bu yazımızda aslında hemoroid, basur, mayasıl denilen bu hastalıktan tedavi ile çok rahat bir şekilde kurtulabileceğiniz ufak püf noktalarını paylaşacağız. Burada verilen bilgiler birebir yaşanmış olaylardan sonra derlenerek daha sonra sizler içinde faydalı olması ve yanlış tedaviler ile durumu daha kötüye gelmesini engellemek amacı ile paylaşılmaktadır. 

    Belirtiler nedir? Nasıl anlaşılır?


    Hemoroid belirti olarak genelde rectal (anal, makat) bölgede kendini gösteren kanamalar, ağrılar veya yanma belirtileri ile eğer dış hemoroid ise ele gelen yumru şeklinde parçaların ya da şişliklerin oluşması ile kendini gösterir. 
    Dış hemoroidi kendiniz temizliğiniz sırasında bile fark edebilirsiniz ama iç tarafta olan hemoroidi kanama, akıntı, ağrı veya yanma ile fark edebilirsiniz. Bu belirtileri hissettiğiniz anda çok geç kalmadan genel cerrahi bölümü uzmanından randevu alabilirsiniz. Özellikle genel cerrahi bölümü proktoloji (makat hastalıkları) uzmanı olması daha olumlu sonuçlar verir çünkü bu tür tedavilerde doktorun geçmişi ve uzmanlığı tedavinin daha etkili olmasını sağlamaktadır.

    Peki Hemoroid namı diğer Basür ameliyat ile neden geçmiyor deniliyor?


    Bunun en büyük sebebi hemoroidin neden oluştuğu ve her hastalık gibi erken teşhisin önemli olduğunu bilmemek. Hemoroid çoğu hastalık gibi erken zamanlarda teşhis edildiğinde çok rahat bir şekilde ilaç tedavisi ile ortadan kalkabilecek bir hastalıktır. Bu hastalığı ve diğer hastalıkları bu yüzden başımıza geldiği andan itibaren ciddiye almak ve en erken şekilde tedavi şemasını uygulamak hemoroid içinde diğer hastalıklar içinde çok önemlidir. Özellikle sonu id veya it ile biten bütün iltihaplı hastalıklarda sıkıntı yaşandığı anda hiç üşenmeden işi gücü bırakıp uzman bir doktora görünmek ve muayene sonrasında verilecek tedaviyi uyguladığınız anda bu hastalıklardan kurtulmamanız için bir neden kalmayacaktır. 
    Ameliyat olduktan sonra hemoroidin tekrar nüksedip eskisinden de sıkıntılı bir hal almasına sebep de aslında yukarıda anlattıklarımızdır. Ameliyattan sonra geçtiğini düşündüğünüz bu rahatsızlık belli bir süre sonra hayat standartınızda değiştirmediğiniz için baş göstermeye başlar işte bu ilk rahatsızlığı hissettiğiniz anda ilaç tedavinizi yapmaz iseniz maalesef ameliyatınız size en fazla üç dört ay yetecek bir rahatlık sunacaktır ondan sonra da ameliyatın faydası olmadığını söylenmeye başlayacaksınız.

    Haydi o zaman bu hemoroid denilen bu hastalıktan kurtulmanın yollarını öğrenelim ve uygulayalım.


    Rahatsızlığınız ilerledi ise kesinlikle tavsiyemiz görüştüğünüz uzman doktorunuzun görüşlerini uygulamanız olacaktır. Büyük bir ihtimal size hemoroid ameliyatı tavsiye edecektir. Bu ameliyatların çeşitli yöntemlerle yapılanları var bu konu tamamen size ve doktorunuza kalmış bir durumdur bu yüzden klasik hemoroid ameliyatı olursanız daha rahat edersiniz ya da ameliyatsız(lazer) operasyonu ile olursanız daha rahat edersiniz demeyeceğiz diyemeyiz de zaten daha önce yazdığımız gibi buna doktorunuz ile birlikte karar vermeniz gerekecektir. Burada bizim sizlerle paylaşmak istediğimiz hangi yöntemi seçerseniz seçin tedavinizin gerektirdiklerini yerine getirmez iseniz tekrar tekrar bu sıkıntıları ve hastalığı belki daha ilerlemiş şekilde yaşamak zorunda kalacaksınız. Bu yüzden doktorunuz ile tedavinize karar verdikten sonra tekrar bu hastalığı yaşamamak için sizlerin yapması gereken tedavi sonrası hatalık eğer tekrar baş gösterir ise vakit kaybetmeden doktorunuza görünüp size uygun olan ilaç tedavisini süresi boyunca kullanmanızdır. Bu yöntemi uygular iseniz ameliyat sonrası tekrar nükseden hemoroid belirtilerinizden uzun bir süre kurtuldunuz demektir. Zaten tekrar hemoroid üç beş yıl sonra ortaya çıkarsa bu sefer ne yapmanız gerekeni bileceğiniz için bu sefer kendi kendinizi bile tedavi edebilecek duruma geleceksiniz.


    Hemoroidinizin derecesi herhangi bir operasyonluk derecesine gelmemiş ise ne yapmalısınız?


    Yine öncelikle gecikmeden doktorunuz ile görüşerek uygun ilaç tedavisi ile hastalığınız ilerlemeden önüne geçme şansına sahisiniz demektir. Kesinlikle alanında uzman doktora görünmeden kulaktan duyma bilgilerle herhangi bir ilaç kullanmayınız. Bitkisel tariflerden uzak durunuz ve herhangi bir bitkisel ilaç tedavisinden uzak durunuz. Çevreniz maalesef size iyilik yapmak isterken farkına varmadan kötülük yapacaktır. Ne sizler ne de onların daha sonra kötü olmaması için lütfen bu tür tariflerden uzak durunuz. Onlara iyi gelen size iyi gelecek diye bir kural yoktur hatta onlara iyi gelen bir yöntem sizde geri dönüşü olmayan zararlar verebilir o yüzden siz siz olun kimseye kullandığınız ilaçları veya bitkisel ürünleri iyi gelse bile tavsiye etmeyiniz. Doktor görüşü olmadan yaptığımız her iyi niyetli tavsiyeler maalesef geri dönüşü olmayan sıkıntılara sebebiyet verebilir.



    1- Doktorunuzun verdiği ilaç tedavisini süresi boyunca kullandıktan sonra geçtiğini düşünseniz bile mutlaka doktorunuz ile tekrar görüşünüz ve tedavinin devam edip etmeyeceğine doktorunuz karar versin.

    2- Tekrarlama riskini azalatmak için tuvalet alışkanlığınızı mutlaka değiştirmeniz gerekmektedir. Uzun süreli ıkınarak tuvalete çıkmanız belli bir süre sonra hemoroid oluşumunun tekrarlanmasına sebep olacaktır. Korkmaya gerek yok tedaviyi daha önceden bildiğiniz için rahatlıkla ilaçlarınızı kullanarak büyümesini önleyebilirsiniz. Baş gösterdiği anda lütfen herhangi bir bitkisel ürün kullanmayınız çünkü daha önce zaten size bir tedavi verilmiş ve sizi belli bir süre bu hastalıktan kurtarmıştı.


     Hemoroidin en büyük dostları sizin de haliyle en büyük düşmanlarınız şunlardır: 

    İshal veya kabızlık ya da uzun süre gereksiz tuvalette kalmak.

    Ayakları uzun süre soğuk tutmak. 

    Çok uzun süre ayakta kalmak veya oturmak.

    Acı yemek basurunuzu arttırmaz ama sizi ishal yapıyorsa kullanırken dikkat etmeniz gerekir ve acı bağırsaklardan çıkarken etkisini kaybetmediği için çok daha fazla yanma veya ağrı hissi uyandıracağı için bu dönemlerde acıdan uzak durmanız sizi rahatlatacaktır.

    Başladığı andan itibaren umursamaz bir tavır içinde doktora gitmemek veya eskiden kullandığınız ilaçları süresi boyunca kullanmamak. 

    Kulaktan dolma basur hemoroid tedavisi için iddialı bitkisel ürünlerden uzak durmamak.
    Son olarak kadınlarda hemoroid görünme sıklığı erkeklere göre biraz daha fazladır. Özellikle hamilelik dönemlerinde değişen hormonların tuvalet alışkanlığı üzerinde etkisi fazla olduğu için kadınlarda bu dönemlerde hemoroid ortaya çıkmaktadır. Ayrıca normal doğum sırasında uzun süren ıkınmalar da daha önce var olan hemoroidi tetikleyebilmektedir.
    Yukarıda yazdığımız gibi doktoru ile görüşerek onlarda bu durumdan çok rahat kurtulabileceklerdir. 

    Unutmayınız bütün hastalıklar erken teşhis ve doğru tedavi ile çok kısa bir süre içinde geçebilecek iken bizlerin bir anlık umursamazlığı yüzünden hayatımızı tehlikeye atacak ya da günlük yaşam rahatlığımızı bozacak noktaya getirebiliriz. Bu yüzden siz siz olun hastaneler ne kadar kalabalık, işiniz ne kadar yoğun olursa olsun kendinizi ihmal etmeyiniz. Düşünün ki arabanız olduğunda onu mutlaka 6 ayda yada 10 bin km'de bir bakıma götürüyorsunuz. Kendi bedenimiz de bizim en değerli ve en önemli aracımızdır. Lütfen eşyalarınıza gösterdiğiniz önemi kendi vücudunuz içinde gösteriniz.



  • 2017 Yılının En Çok Beklenen Holywood Filmleri 2017-02-24T13:48:00.002+03:00

    2016 yılı Dünya çapında 100 milyon doları aşan toplam 65 film ve gişe rekoru çeşitliliği ile sinema sektörü adına başarılı bir yıl olarak geçti. bu durum 2017 yılında ki filmler için de standartı yüksekletmesine  sebep olmuş gibi görünüyor.


    Star Wars: The Last Jedi (2017)



    2017 Vizyon Filmleri için Takvimlerinizi işaretleyin: 


    2017 yılında sinemalarda kaçırmak istemeyeceğiniz filmlerin gösterim tarihleri yaklaşmakta aşağıda 2017 yılında çıkacak filmlerinin bir listesini sizlere sunduk.

    2017 yılında bir kez daha, süper kahraman filmleri kesinlikle bu yılki vizyon filmler listesinin başında olacak.


    17 Kasım'da, Batman, Wonder Woman ve Flash gibi DC* süper kahramanları nihayetinde Justice League sinema filmi ile ekranını paylaşacaklar. Kadın süper kahraman Gal Gadot,Wonder Woman filminde öne çıkarak popülerliğini tüm dünya da arttıracak gibi görünüyor. Ancak Marvel, çok beklenen Spider-Man: Tom Holland'ın Web Slinger rolünü üstlendiği Homecoming ve Galaxy Vol. Guardians'ın da aralarında bulunduğu diğer filmlerinden bir kaçını; Avengers: Infinity War gibi Chris Pratt'in oynadğı filmleri   ilerleyen zamanlarda vizyona sokacak.


    Pixar, Cars 3'e ek olarak, en yeni orijinal filmi olan Coco'yu 22 Kasım'da vizyona çıkaracak. Gru ve Minionsları ise vizyonlara, Despicable Me 3 ile  South Park'ın ortak yaratıcısı Trey Parker tarafından seslendirilen yeni hayali süper kötü bir kahraman ile dönecekler.

    Hollywood stüdyoları devam filmi ve tekrar uyarlama filmleri çekmekten vazgeçmemiş görünüyor. 

    Vin Diesel, Fury of Fate için geri döndü, aksiyon serisinin sekizinci filmi.

    9 Haziran'da, Mummy (Mumya), Tom Cruise ve Russell Crowe'un rol aldığı film tekrar uyarlanmış olarak vizyonlarda yerini alacak. Ayrıca,  Aralık 2016 yılında ölen Carrie Fisher'ın oynadığı Star Wars: Bölüm VIII Last Jedi'yi yılın sonuna doğru vizyonlarda göreceğiz.


    Liste yapılırken dikkat edilen Kriterler:
    2017 yılında çıkan ya da çıkacak bir film için beklentiniz var ama aşağıda ki listede görmüyorsanız yorumlar kısmına siz de ekleyebilirsiniz. Listelenen filmler açılış hafta sonu hasılatı ve yerel bilet satışlarını temsil eder. İleri ki dönemlerde tabii ki bu listeler değişebilir.



    Bu liste Holywood filmlerini içerdiği için Türk filmleri için ayrı bir yazı hazırlanacaktır. Ama çok konuşulacak olan RECEP İVEDİK 5 "İKTİDAR İLE KARŞI KARŞIYA" yazımızın ilginizi çekeceğini düşünüyoruz.

    *DC Comics, Inc bir Amerikan çizgi roman yayıncısıdır. Warner Bros. Entertainment, Inc.'in bir yan kuruluşu olan DC Entertainment'in yayın birimidir. Bilinen kahramanları Superman, Batman, Wonder Woman, Green Latern, Flash, Aquaman, Cyborg, Shazam, Hawkman, Hawkirl ve Green Arrow gibi tanınmış kahraman karakterlerdir. 

  • HILDESHEIM KATEDRALİ VE BRONZ KAPI 2017-02-23T20:14:00.000+03:00
           
    HILDESHEIM KATEDRALİ

    Hildesheim Almanya’nın güneybatısında yer alan bir şehirdir. Aşağı Saksonya bölgesinde Harz dağlarının eteğinde ve Hannover kentine komşudur.
    Hildesheim erken 9.yy’da piskoposluk merkezi olur, erken 11.yy’da piskopos olan Aziz Bernward Hildesheim’ı Romanesk sanatın en önemli şehirlerinden biri yapar. Daha sonraları 13. yy’da ise Kutsal Roma İmparatorluğunun özgür bir şehir olur. 1249 yılında ise belediye olmaya hak kazanır ve Hansa birliğine katılır[1].
    Hildesheim Katedrali 1010–1020 yılları arasında bazilikal planda yapılır.Ottonian Romanesk sanatın karakteristik özelliklerini taşıyan iki apsise sahiptir. Katedralin içi ahşap bir tavanı vardır. Ayrıca Âdem ile Havva’nın yasak meyveyi yemesi ve Hz. İsa’nın hayatını kabartmalarla tasvir edilmiş bronz kapısı ve yine sadece Hz. İsa’nın Hayatından sahneler olan Bronz sütun bu katedralin en önemli sanat eserleridir.


    I.Hildesheim Katedrali:
            M.S.1046 yılındaki yangının sonrasında papaz Hezilo (1054–1079) katedrali tekrar ayağa kaldırır ve çeşitli değişikler ve eklentiler yapar. Profili çok belirgin olan bir transept ve 3 nefli bazilikal plana dönüştürür. Bu binanın kriptası bugüne kadarı korunmuş bir halde duruyor. Katedralde yaldızlı bakır saçlı ve daire biçiminde bir avize bulunur.  Avizenin çapı 6 m.dir. Avizede 12 tane küçük kule işlenmiş ve üzerlerinde çeşitli peygamberlerin ve havarilerin isimleri yazılıdır. Zamanımızda bu tip avizelere örnek olarak karşımıza dört adet avize çıkmaktadır. Bunlar: Işığın taçları olarak bilinen, ama St Anthony kilisesindeki Azelin avizesi olarak bahsedilir. İki tanesi ise Aachen ve Großcomburg’dadır. Bunların içinde bu sanatla yapılan en eski avize ise Hildesheim’deki Hezilo avizesidir.



    Hildesheim’deki Hezilo avizesi

    12.yy içinde Hildesheim katedralinin doğusuna yeni bir apsis eklenir. Takip eden yüzyıllarda Katedral çeşitli eklemelerle uzatılır özellikle bu uzatmalar çeşitli küçük kiliseler yapılarak oluşturulur.18.yy’ın ilk yarısı içinde katedral tekrar dekore edilerek barok tarz uygulanır.
    2. Dünya savaşında İngiliz hava bombardıman uçakları tarafından tahrip olan Katedral 1950 yılında tekrar onarılarak günümüze ulaştırılır.

    I.Bronz Kapı:
           Çift bronz kapı büyük olasılıkla Karolanj katedralin batı kanadı için yapıldı. Kapının sol kanadında yaratılışla ilgili kabartmalar tasvir edilir ve bu kabartmalarda insanın yaratılışından kardeş katilliği sıra ile anlatılır. Kapının sağ kanadında ise, Hz. İsa’nın hayatından sahneler tasvir edilmiştir. Merkezin etrafında suç ve kurtuluşun içeriği anlatılmaktadır.
    Böyle bir anıtsal bronz kapıyı yapmak o dönem tekniği için devrim niteliği taşımaktadır. Her bir kanat tek parça kalıp olarak dökümü yapılan bu bronz kapı aşağı yukarı aynı tarihlerden örnek olan Aachen’daki Charlemagne’nin Paletin şapeline benzer. Fakat İncil’e ait sahneleri gayret ederek resmeden sanatçılar kitabeleri Aachen’da kendileri kısıtlamak zorunda kalmışlardır. Bu Bronz kapıdaki gibi manzaralı betimler başka örneklerde aranırsa geç antik çağ eserlerine bakıldığında M.S. 379 386 yıllarına tarihlenen Milano’daki St. Ambrogio’nun kapıları ve tahta kabartmaları olan M.S 430 civarına tarihlenen Roma’daki St Sabina görülür bununla birlikte Hildesheim’daki bronz kapının büyük bir çaba ile yapıldığı ve bronz kalıpta yapıldığı bu eserin önemini vurgular. Geniş olan bu rölyefler nadir görülen bir canlılıkla ve plastik havasında belirginleşir.

    Bir kitabe bu kapının başlangıç yapımı ile ilgili bilgiler verir. Aynı zamanda tarihinden de söz eder.
    Bronz Kapı(Bronze Tuer)


    I. Bronz Sütun:
           Romalı imparatorların zafer sütunlarının tarzında yapılan katedraldeki 1020 yılına tarihlenen Mesih’in ünlü sütunu 24 adet kabartma sütunun çevresinde sarmal biçimde betimlenerek dekore edilir. Kabartmalarda İsa’nın hayatından hikâyeler anlatılır. Ürdün’de Vaftizci Yahya’ya vaftiz edilişinden Kudüs’e girişi bu kabartmalarla anlatıldığı görülür. Bronz sütun eskiden St. Michael’ın doğu kilise korosunun önünde yerleştirilir. İlk başta, Çarmıha gerilmiş İsa heykeli (krüsifi) taşıyan Meryem Ana ve St. Johannes varken 1543’te ikonaklast reformcuları tarafından yok edildi ve 1893’den bu yana Bronz sütun Hildesheim Katedralinde durmaktadır. Sütunun yüksekliği 4.57m.dir
    Bronz sütun
    Bronze Saule

    Makele ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum.

    [1] Hansa Birliği, Ortaçağ Alman kentlerinin oluşturduğu siyasi ve ticari birliğe verilen isim.

    Hildesheim is a city in Lower Saxony, Germany. It is located in the district of Hildesheim, about 30 km southeast of Hanover on the banks of the Innerste river, which is a small tributary of the Leine river. It may be reached from Autobahn A7, which links Kassel, Göttingen and Hannover.


  • Gezelim Görelim (Galata Kulesi, Çemberlitaş) 2017-02-23T17:46:00.000+03:00
    Galata Kulesi
    Galata Kulesi
    Kendine özgü koni biçimindeki tepesiyle 62 metre yüksekliğindeki Galata Kulesi, 1348 yılında Cenevizliler tarafından savunma amacıyla inşa edilmiş ve Osmanlılar zamanında yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmış.

    Sekizinci ve dokuzuncu katlarındaki kuleyi çepeçevre saran balkonundan bütün şehri seyredebilirsiniz. Balkondan görülen ve İstanbul'un en önemli anıdan içine alan panoramik manzarayı bir kez görmek için bile yukarı çıkmaya değer. Üst kata asansörle çıkabileceğiniz gibi nostaljik dar merdivenleri de kullanabilirsiniz.
    Hendek Caddesi. (Galata) Kulenin sekizinci katında bir cafe-restoran bulunuyor.


    Galata Tower
    Galata Tower
    Galata Tower which has a height of 62 m and­an original cone shape peak was built by Genovese for fortification in 1348 and was used by Ottomans as a fire tower. You can view all over the city from the balconies all around the tower at 8th and 9th floors. It worths ascending to see the panoramic view that contains the most important monuments of istanbul from the balcony, even for once. You can go upstairs using the ekvator or the narrow stairs.
     Hendek Caddesi (Galata) There is a cafe-restaurant on the 8th floor of the tovver.


    Çemberlitaş

    Çemberlitaş, İstanbul'daki en eski yapı. 330'da Bizans'ın, Roma İmparatorluğu'nun başkenti ilan edilmesi üzerine, imparator Konstantin tarafından yaptırılmış, o zamanlar Konstantin Forumu'nun tam ortasında yer alıyormuş. Ucunda eskiden imparatorun Güneş Tanrısı Helios biçiminde bir heykeli varmış Adını gövdesini saran demir çemberlerden alıyor.
    Çemberlitaş
    Cemberlitas

    Cemberlitas is the oldest column in istanbul. Constantine the Great built due to declaration of Byzantium as the capital of Roman Empire. At time it was right in the middle of Constantine's Forum. In the past there was a statue in the shape of God of Sun, Helios, of the emperor at the top. It takes its name from the iron bands around its body.
    Divan Yolu, Vezirhane Caddesi. (Cağaloğlu)

  • REFERANDUM YALANLARI VE PAYLAŞILANLAR 2017-02-22T16:01:00.000+03:00
    Bu sözler doğru mu?

     #ReferandumYALANLARI  diye açılan hashtag'den sonra dikkatimizi çeken aşağıda ki görüntü üzerinden yalan mı gerçek mi olduğuna bakmak için ufak çapta bir araştırma yapalım istedik. 

    Bu araştırmanın amacı birbirlerine söylenmiş bu sözlerin HAYATIMDA NUMAN GİBİ YALANCI BİRADAM GÖRMEDİM. CHP'NİN PEŞİNE TAKILMIŞ GİDİYOR ve ERDOĞAN BİZE CHP'NİN VAGONU DİYOR SEN DE AMERİKA'NIN İSRAİL'İN VAGONUSUN ne kadar doğru olduğu üzerine yapılmıştır. 


    Çünkü Hayır diyenler de maalesef bazı bilgileri ve görüntüleri tam araştırmadan yayınlama yapıyorlar. Belki böyle yapmalarının bir amacı vardır ve bilerek, "Evet" diyenlerin demiş mi dememiş diye aratacaklarını düşündükleri içinde olabilir. 

    Bizim için önemli olan ise verilen bilginin kesin doğruluğu çünkü bu haberi yaparken fark ettik ki sözlere sahip olanlar kayıtlı olmasına rağmen çok rahat ben böyle demek istemedim ki diyebiliyorlar iken bu tür görsellerin altında yazan yazıların bütün söylenen sözlerden sonra yorumlanarak başlık olarak kullanılmasına ise "bu yazılanlar yorumdur biz böyle bir şey söylemedik bulabilen bulsun ispatlamayan şerefsizdir" diyerek kendilerini haklı çıkaracaklardır. 


    Çünkü o kadar az insan vardır ki bu yorumun ve başlığın neden yapıldığına bakacak o yüzden bu sözleri kaynaksız yayınlamak ancak ve ancak karşı tarafın işine yarayacaktır. Biz belli oranda kendimizi internet kurdu olarak düşünürüz ama biz bile bu sözlerle ilgili kesin söylenmiştir ya da söylenmemiştir diyemiyoruz hala araştırmaya devam ediyoruz ama konu sadece Numan Kurtulmuş ile sınırlı olmadığı için yazımızı yayınlıyoruz.


    Bu sözler doğru mu?

    Bu görüntüde yazan haberlerin aslı var mı yok mu diye interneti didik didik ettik gün gün kelime kelime aradık ama  Vagon lafı ile ilgili kaynak gösterebileceğimiz bir şey bulamadık, hala da aramaya devam ediyoruz. Bir ihtimal Erkan Tan'ın 14 Nisan 2011 tarihinde konuk olarak çağırdığı programda söylemiş olabilir diye düşündük ama o programında tamamına ulaşamadık. Bu arada Erkan Tan'ında o dönemde Adalet ve Kalkınma Partisine karşı tutumu bize ilginç geldi. 

    Bu program da Numan Kurtulmuş'un söylediği çok önemli sözler var İsrail ile ilgili ve Kalbi Ali dili Muaviye gibi vagonu bulamadık ama söylediklerini yorumlarsanız görselde ki yazı doğru çıkıyor ama yorumlamak maalesef işimize yaramıyor hukuk önünde. Hukuk size sorar böyle mi dedi? Dedi ise kanıtlarınız nerede?

    İnterneti didik didik ettiğimizde daha vahim sonuçlarla karşılaştık. Yani vagondan daha sert eleştiriler var ve söylediği o zamandan bu yana değişen hiçbir şey olmadığı gibi İsrail konusunda da Numan Kurtulmuş artık olayın içine dahil olmuş görünüyor.

    Bulduğumuz kaynaklarda,Vagon lafı Numan Kurtulmuş için söylenmemiş ama Recep Tayyip Erdoğan Milliyetçi Hareket Partisi için söylemiş. Zaten MHP ve Devlet Bahçeli'ye söylemedikleri ve etmedikleri hakaret kalmamış.

    Konuyla alakalı olarak daha sert hatta hakaret olarak nitelendirilecek bir konuşmayı. AK Partili Süleyman Soylu: Bahçeli, partisini CHP'ye metres yaptı  açıklaması vardır. Hakaret içerikli bu açıklamanın  kaynağı olarak Kanal7 adresini aldık çünkü kendilerine yakın bir yayın kanalında yayınlanmış olması hayır bu haber yalandır taraflıdır yorumlarını kaldırmak içindir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Süleyman Soylu Karabük İl teşkilatının organize ettiği programda yaptığı konuşmada bu sert eleştiriyi yapıyor. Şuan ise Devlet Bahçeli sayesinde bu referandumu gerçekleştiriyorlar. 



    Biz şunu öğrendik ki bunları bir vatandaş bir vatandaşa söylese hukuk önünde çok büyük ceza alır ama politikacılar söylediğinde ve daha sonra çıkarları ortak noktaya geldiğinde biz her şeyi ülkemiz için, aziz milletimiz için yapıyoruz diyebiliyorlar.

    Erdoğan: MHP, CHP‘nin vagonu oldu


    HAS Partiye CHP'nin Vagonu suçlaması yapılıyor ama iktidara yakın bir Twitter takipçisi tarafından anlaşılan genel başkanlarının Vagon benzetmesini sevmiş o da bende kullanayım ne olacak canım demiş gibi görünüyor. Deniz feneri davası için açıklama yapan o dönemin Halkın Sesi Partisi Genel başkan yardımcısı  Mehmet Bekaroğlu'na Cumhuriyet Halk Partisi ve Vagon lafını Twitter takipçisi söylemiş


    CHP'ye Vagon oldunuz suçlaması Numan Kurtulmuşa değil


    Bekaroğlu, davaya ilişkin görüşlerini twitter'dan takipçileriyle paylaştı: "Deniz Feneri davası dolu dizgin ilerliyor! Önce savcılar görevden alındı, sonra zanlılar tahliye edildi, daha sonra savcılara dava açıldı. Yeni savcılar, 'örgüt ve nitelikli dolandırıcılık yok' dedi, sanıklara evrakta sahtecilik ve emniyeti suistimalden dava açıldı. Zahid Akman ve arkadaşları hakkında 3 yıl 9 aydan 14 yıl 6 aya kadar hapis isteniyor. Sonuç ne olursa olsun bu dava tarihe geçmeyeceğim aday. Dava 'yargıya müdahale' örneği olarak akıllara kazındı. "

     "Bu sizin sorumluluğunuz" diye mesaj atan takipçisine, "Bu işin ve benimle bir ilgisi yok; Insanların topladığı paralarla kurulan Kanal 7'yi birileri sahiplendi "diye karşılık veren Bekaroğlu," CHP'ye vagon oluyorsunuz "diyen bir başka takipçisine de," Öyle mi? Deniz Feneri, CHP'ye vagon oluyoruz, öyle mi dedik; Milletin malına sahip çıkmak CHP'nin işi, biz susalım, öyle mi? "Itirazında bulundu. Bekaroğlu, "1994'ten bu yana iktidar imkanlarını kullanarak haksız yere kim bir kuruş almışsa zehir zıkkım olsun" mesajı da attı. Kapatılan Fazilet Partisi’nin milletvekili ve yöneticilerinden, HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, Deniz Feneri iddianamesine, “Bu dava yargıya müdahale örneği olarak akıllara kazındı” diye tepki verdi.



    Aşağıda yazdığımız ve paylaştığımız bağlantılar ise Numan Kurtulmuş'un HAS partinin başına geçtikten sonra meydanlarda ve televizyon programlarında yaptığı sert eleştiriler vardır. Bu eleştiriler ise şuan bulunduğu konum gereği artık kendisine dönmüş durumda özellikle ekonomi ve İsrail konusunda ki bu yazıyı yazdığımız sırada Cumhurbaşkanı sözcüsü İsrail ile normalleşme süreci üzerinde basın toplantısı yapıyor. 

    22.02.2017 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın basın toplantısı

    Kurtulmuş CHP ve Ak Parti'ye yüklendi
    Videousu aşağıda ki bağlantıdadır.
    Yeniden oynamak 02:1902:19 Has Parti Lideri Kurtulmuş Bingöl Mitinginde Konuştu | 14.05.2011

    Numan Kurtulmuş: İsrail en büyük zaferini AKP sayesinde kazandı, Başbakan'ın kalbi Ali, dili Muaviye söylüyor!
    Videosu aşağıda
    14 Nisan 2011’de Tv8 kanalında Erkan Tan ile yaptığı program


    Numan Kurtulmuş - Ak Parti'nin Dış Politikası Ancak Rüyadır | izlesene.com

    Benzer başka bir video


    Sonuç olarak görselin tam olarak doğruluk payı olmamasına rağmen bütün kaynaklar tarafsız ve kesilmemiş şekilde incelendiğinde dönemin ateşi ile Numan Kurtulmuş maalesef eleştirilerinin arkasında durmadığı ve şuan  klasik politikacı cevapları ile o eleştirileri geçiştirdiği görünüyor.

    Bizler için sorun yok çünkü kendisi Müslümanlık üzerinde çok fazla bilgisi var bu konular üzerinde gönlü rahat ise zaten inancı gereği öldükten sonrada çok rahat bir şekilde cevabını verebilecektir. Yanlış ise yine kendi inancına göre Türkiye vatandaşları sınırlı bir süre bu yanlışların hesabını ödeyecekken, kendisi bu yanlışları ahiret inancına göre  sonsuz bir yaşamın sunulduğu Allah katında çok fazla çekecektir.


    Bu araştırmalarımız şuan için Hayır cephesinin kullandığı argümanların ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu üzerinde gidecektir.


  • MUSKA GÜNAH MIDIR? DİYE SORANLARA TARİHSEL BİR YANIT. 2017-02-21T23:26:00.003+03:00

    Tarihi bilmeyenler din adına yaptıklarının aslında tek tanrılı dinlerden çok önce olduğunu bilseler sanırız bütün inançları sarsılır. Muska yazdırmak Müslümanım diyen birçok kişi tarafından kullanılır ama kimse bilmez bu muskaların aslında çok tanrılı dönemlerden geldiğini namı diğer putlar döneminden. 

    Antik dönem Mısır Muskaları veya Tılsımlı Objeleri

    İnsanlık binlerce yıldır yaratıcı bir güce inanma ihtiyacını duymuştur çünkü kendisini doğa olayları karşısında hep aciz hissetmiş bu acizliği korkuya dönmüştür. Çünkü bilmediği o kadar çok olay vardır ki bu yüzden de onu koruyacak, kollayacak bir güze sığınma ihtiyacı duymuştur. 

    İşin kötü tarafı ise insanların bu doğal ihtiyacını kullanmayı öğrenenler yaratıcı bir güce inanmak isteyenleri çeşitli yalanlarla kendi çıkarları için kullanmaya başlamıştır. 


    İşte size tek tanrılı dinlerden çok önce korunmak, sağlıklı, huzurlu ve refah dolu bir yaşam için kullanılan Amuletler hakkında bilimsel bir yazı


    Bir Amulet (muska), Antik dönem Mısır insanlarının bu amuletleri takmasının sebebi aslında günümüz inancı ile paralellik göstermektedir. 



    Amulet takan insanların bu objelerin daha önceden bir tanrının taktığı, taşıdığı veya sunduğu küçük bir cisim olarak kullanmaktadır, çünkü bu objeler tanrıların belirli bir güç veya korumasını sihirli bir biçimde takanlara armağan ettiğine inanıyorlardı. 
    Günümüzde de muskalar böyle bir amaç ile kullanılmaktadır. Bir sembol, biçim veya konseptin koruma sağladığı, refahı teşvik ettiği veya iyi şansı getirdiği kanaatini, tüm toplumlarda hemen hemen görmekteyiz: 

    Muska, Tılsım Antik dönem adı ile Amulet


    İnsanlar, genellikle dini simgeler giyer, şanslı para veya tavşan ayağı taşırız. Eski Mısır'da amuletler  kolyelerde, bileziklerde veya yüzüklerde kullanılabilir ve özellikle mumyalar da bandajları arasında yer alabilirdi. Bu suretle ölünün güvenli, sağlıklı ve üretken bir öbür hayat sürmesini sağlar inancı vardı.


    Tılsım inancı Mısır Amuletleri


    Mısır takıları çeşitli şekillerde işe yarardı. Semboller ve tanrıların olduğu takılar genellikle temsil ettikleri güçleri verdiklerine inanılırdı. Koltuk başlıkları, kollar ve bacaklar gibi bilinen nesneleri temsil eden küçük modeller ise bu ürünlerin kişiye sunulduğundan veya belirli bir ihtiyaca cevap verebilmesi için kullanılmıştır.. Bir muska içerisindeki sihir sadece biçiminden değil malzeme, renk, nadirlik, çeşitli formların gruplanması ve söylenen sözcükler veya tılsımların üzerine sürülen bileşenler ile mülk sahibinin dileklerini gösteren sihirler için de bir kaynak olabiliyordu.


    Mısır dönemi Amuletler


    Hayvanların küçük gösterimleri hali hazırda Yeşim Dönemi'nde (M.Ö. 4500-3100) tılsım olarak işlev görmüş gibi gözükmektedir. Eski Krallık'ta (B.C. yaklaşık 2649-2150), tılsımların çoğunda hayvan formları ya da semboller vardı (genelde hiyerogliflere dayanıyordu), ancak genelleştirilmiş insan formları olanları da vardı. Tanınabilir tanrıları tasvir eden amuletler Orta Krallık'ta ortaya çıkmaya başlar. Orta Krallıkta Mısır (M.Ö. 2030-1640)


    Kaynak:Patch, Diana Craig. “Egyptian Amulets.” In Heilbrunn Timeline of Art History. New York: The Metropolitan Museum of Art, 2000–. http://www.metmuseum.org/toah/hd/egam/hd_egam.htm (October 2004)

  • DÜNYANIN EN TEHLİKELİ PLAJLARINA YOLCULUK 2017-02-21T20:58:00.000+03:00

    Bu plajlarda aklınızın alamayacağı türden tehlikeler sizi beklemekte. Bunlar Köpek balıkları, tuzlu su timsahları ve kutu denizanası ile güçlü deniz akıntıları ile boğuşmak zorunda kalabilirsiniz.

    Fraser Adası, Avustralya
    Güney-doğu Queensland Fraser Adasını çevreleyen denizler, "Gidilmez sertifikasına " sahip bölgelerden biridir.Bu plajlarda aklınızın alamayacağı türden tehlikeler sizi beklemekte. Bunlar Köpekbalıkları, tuzlu su timsahları ve kutu denizanası ile güçlü deniz akıntıları ile boğuşmak zorunda kalabilirsiniz.
    Ayrıca ada içinde dünyanın en zehirli örümcekleri ve bu örümceklerin insanlara saldırdığına dair raporlar da cabası. Kafeslerle anca denize girilebilen ve dalış yapılabilen köpek balığı cenneti.

    Gansbaai, Güney Afrika
    Gansbaai, Güney Afrika

    Hanakapiai, Hawaii
    Hanakapiai, Hawaii
    Hawaii Hanakapiai Beach ziyaretçileri bu ölüm tabelası ile selamlıyor bu tabelada ki işaretler doğru ise, bu yıl içinde en az 83 kişinin boğulduğunu ilginç ve ürpertici bir yolla uyarıyor.Bu boğulmalarda ki en büyük sebep olarak Kauai Napali Coast'ta ki gibi, güçlü deniz akıntıları ve güçlü dalgalar, yüzmeyi son derecede tehlikeli bir aktiviteye çeviriyor.Aynı zamanda sığ alnalrda ayakalrını suya sokanların bile boğulduğu ile ilgili raporlar bulunmakta.
     













                      


    Praia de Boa Viegem, Brezilya

    Bu popüler kumlu plajı , Brezilya'nın 26 eyaletinden birisinin başkenti olan Recife'dedir.1992 yılından buyana en az 50 ölümcül köpekbalığı saldırısı rapor edilmiş ve bunlardan 19 ölümle sonuçlanmış. Bu saldırların sebebi olarak ise çevreciler büyük balıkçı teknelerinin trollerle avlanması sonucunda ekosistemin dengesini bozmaları olarak belirtiyorlar. Ayrıca arkanızı kollamanız için tek sebep bunlar değil gün geçtikçe artan şehirdeki suç oranları da cabası.




    Northern Territory ve Queensland, Avustralya
    Northern Territory ve Queensland, Avustralya
    Her yıl, Ekim ve Nisan ayları arasında, sayısız kutu denizanası sürüleri, kuzey Avustralya çapında yüzlerce plajı kapatmak zorunda bırakıyor. Onlar dünyanın en zehirli yaratıkları arasında yer alıyor ve 1883 yılından bu yana en az 70 kişinin ölümünden sorumlu olmuşlardır.Bu Kutu Denizanalrının zehirlemesi oalyında bazı kurbanların kıyıya ulaşamadan çok acı verici bir şekilde kalp durması ile sonuçlandığı rapor edilmiş.




    Volusia County, Florida
    Volusia County, Florida
     Uluslararası Köpekbalığı Saldırı Dosyasında (ISAF), kışkırtma olmadan köpekbalığı saldırıları için  rapor edilen bir veritabanına göre,  Florida Volusia County 1882 yılından bu yana 235,olay  yer almış toplam . Bu olaylardan hiçbirisi ölümle sonuçlanmamış fakat 1997-2006 yılları arasında eyalet genelinde 71 ölüm meydana gelmiş ve bunun sebebi yıldırım çarpması olarak rapor edilmiş.







    Chowpatty Plajı, Hindistan
    Chowpatty Plajı, Hindistan
    Uzun süredir dünyanın en kirli denizi olarak ün yapan Hindistan'ın Chowpatty plajın da denize girmek tamamen tehlikelidir aşırı kirlilikten dolayı. Fakat Mumbaililer Ganesha Chaturthi Hindu festivali ni kutlamak için buraya akın ettikleri Eylül ayında sanırsınız Dünyanın en temiz en güvenli denizi.Denize giren kalabalığa aldanmamak lazım.









    Copacabana Plajı, Brezilya

    Copacabana Plajı, Brezilya
    1931 yılından bu yana sadece 6 köpek balığı saldırısı rapor edilmesi buranın tehlikeli sular olmasına sebep değildir. Asıl tehlike günbe güna rtan şidddet ve suç olayları ile birlikte ortaya çıkan hırsızlık,gasp,adam öldürme gibi tehlikelerdir.







    Bikini Mercan, ABD Marshall Adaları

    Bikini Mercan, ABD Marshall Adaları
    UNESCO dünya mirası listesinde olan Marshall Adaları  iki nedenden dolayı çok tehlikelidir.birincisi1946-1958 yılları arasında 20 kere nükleer bomba denemesi bu sularda gerçekleşmiş,bu yüzden burada yetişen ve büyüyen hiçbir şeyi yememek lazım,diğer bir sebep ise son 65 yıldır balıkçılığın yapılmamasından dolayı köpekbalıklarının beslenme alanıdır.Bu yüzden her yıl yüzlerce dalgıç bu manzarayı yaşamak için bu bölgeye akın ediyorlar.





    Kırmızı Üçgen, California
    Kırmızı Üçgen, California
     Bu bölüm, kuzey Kaliforniya sahil şeridi, ISAF'a göre, insanlar üzerinde büyük beyaz köpekbalıkları tarafından kaydedilen tüm saldırıların yüzde 11 burada gerçekleşmiş. Ayrıca deniz popülasyon  çok çeşitlidir, su samuru ve deniz aslanları da dahil olmak üzere  bir çok deniz memelileri, bu popülasyonu oluşturmaktadırlar haliyle de köpek balıkları için güzel bir beslenme alanı oluşmaktadır.







    Kilauea, Hawaii
    Kilauea, Hawaii
     Kilauea kum plajı siyahtır . Kauai Hawai adasında, dünyanın en aktif volkan birinin yanında oturuyor.. 1983 yılından bu yana sürekli, okyanusun içine lav püskürten bu yanardağ yüzünden  Havlu yerleştirirken dikkatli olun. Ayrıca 1828 yılından bu yana sekizi ölümcül  102 kışkırtma olmadan köpekbalığı saldırıları olması da ayrı bir tehlike unsurudur diyebiliriz.






    Playa Zipolite, Meksika
    Playa Zipolite, Meksika
                                                                                . "Zipolite" sözcüğü yerli Nahuatl dilinden gelir ve bazılarının iddia ettiği gibi"ölü plaj" anlamına gelir ki . Nudists ve sırt çantalı turistler tarafından  popüler olan  Bu kumsal, küçük ama iyi ziyaret edilen bir yerdir. büyük dalgalar ve tehlikeli dip akıntıalrı ile ünlüdür.. 1995 yılında kurulmuş bir gönüllü cankurtaran ekibi boğulma sayısını müthiş bir şekilde azalttı.






    Amazon plajları, Brezilya


    Amazon plajları, Brezilya
    Siz siz olun buralarda ayağınızı suya sokupta serinleyeyim filan demeyin çünkü buralarda bu ölümcül bir hareket olabilir,piranalar,elektrik yılanları ve daha niceleri,en iyisi kıyıda olmak.












  • KESTANE, AYNI ZAMANDA BİR SAĞLIK KAYNAĞI 2017-02-21T20:51:00.000+03:00

     KESTANE, BEDENİMİZİ VE ZİHNİMİZİ DİNLENDİRİYOR. KASLARI GÜÇLENDİRİYOR KANSIZLIĞI DENGELİYOR. EVET, SOĞUK KIŞ GECELERİNİN VAZGEÇİLMEZ KEYFİ KESTANE, AYNI ZAMANDA BİR SAĞLIK KAYNAĞI



    Kestane Güney Avrupa ile Güneybatı ve Doğu Asya'da yaygın olarak yeniliyor. Orta Çağ'da Güney Avrupa'da yeterli buğday ununa sahip olmayan orman toplulukları temel karbonhidrat ihtiyacını kestaneden karşılıyordu. Araştırmalar eski zamanlarda Alp yöresinde yaşayan insanların 4-6 ayını kestane ağırlıklı beslenerek geçirdiğini gösteriyor. 



    Çocuklara mevsim meyve ve sebzelerini sorduğunuz oldu mu hiç? Sorduysanız da doğru cevap almanız neredeyse mümkün değil. Bugünün tarım teknolojileri, tüm mevsimleri istediğimiz her an soframızda buluşturabiliyor Bu, hem güzel hem değil... İş doğallığından uzaklaştıkça domatesten az domates tadı, çilekten daha az çilek kokusu alıyoruz. Çocuklarımız da onları bu halleriyle tanıyorlar Ve her çeşit meyve ve sebzenin her dem bulunabilir olduğu hayatlarında, mevsimlerin farkını ayrıştıramıyorlar Kestane hariç... Onlar da anne-babaları gibi sokaktaki tezgâhlarda iştah açıcı kebapları ilk gördüklerinde şöyle haykırmıyorlar mıdır?: "Aaa kestane çıkmış!"
    Orta yaş kuşağı kestaneyi neredeyse ailenin bir ferdi olarak tanıdı. Çünkü hayat bilgisi kitapları, kış gecelerini, üzerinde kestanelerin çıtırdadığı sobaların etrafında sıralanmış, ninelerinden masal dinleyen çocuklarla anlatırdı... Özetle kestane, sadece damak tadından ibaret değil, çağrışımlarıyla içimizi ısıtan, bizi mutlu eden bir meyve. Ama kestane aynı zamanda ruhumuzu olduğu kadar bedenimizi de besleyen bir gıda...

    Dikkat! Bütün yararlarına karşın damar sertliği, şeker ve yüksek tansiyondan şikâyet edenlerin kestaneyi ölçülü yemesi öneriliyor Bir uyarıda daha bulunmamız gerekiyor Her besini olduğu gibi kestaneyi de ayarında yemeliyiz. Çünkü karbonhidrat içeren kestane, ekmek sınıfına giriyor Üç-dört tane kestane yediğimizde bu, bir dilim ekmeğe denk geliyor

    MEZİYETİ ÇOK

    Kestane önemli bir enerji kaynağı... 100 gram kestane yaklaşık 200 kalori içeriyor Potasyum, fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri yönünden de çok zengin. İçeriğinde bol miktarda da C, B1, B2, B6, E ve PP vitamini bulunuyor Şeker ve protein açısından da zengin olan kestanenin yağ oranı düşük. Bunca besin değeri nedeniyle kestane bedenimizi kuvvetlendiriyor İçeriğindeki nişasta, mineral tuzlar, özellikle potasyum ve diğer besin değerleriyle kestane, soğuk kış günlerinde fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı mükemmel bir formül. Hastaların iyileşmelerini hızlandırıyor Kalp ve kas sistemini uyarıp organizmanın su dengesini düzenliyor Kasları güçlendiriyor Kan dolaşımını hızlandırıyor Varis ve basur gelişimini önlüyor Karaciğer yorgunluğuna, şişkinliğe ve kansızlığa iyi geliyor Vücudun kan üretimini hızlandırıyor Sindirimi de kolaylaştırıyor İshali kesiyor 100 gramında tam 500 mg potasyum bulunan kestane, potasyum düşüklüğünden yakınanlar için adeta bir ilaç. Çocuk, genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağı olan kestanenin püresini balla karıştırmak da iştahsız çocuk sorununa çare olabilir

    Kestane, çölyak hastaları için de, buğday içermeyen un kaynağı. Ayrıca kabuklarını suda kaynatarak yapacağınız çay, ateş düşürüyor ve sinirleri yatıştırıyor Tabiatta tarımsal ilaç ve suni gübre kullanılmadan, doğal şartlar altında yetişen kestane, tarihî kaynaklara göre insanoğlunun keşfettiği ilk meyvelerden biri... Antik çağlarda saraylarda verilen büyük şölen sofralarında mutlaka yer alıyor



    KESTANE BALI

    Kestane, boyu 10-15 metreye varan, dolgun gövdeli ve uzun ömürlü bir ağaç. Haziran'da çiçekleniyor. Araştırmalar, bu görkemli ağacın bir ürününün daha şifa kaynağı olduğunu söylüyor: Kestane balı. Kestane ağacının çiçeklerinden ve bölgelerin kendine özgü ballı bitki çeşitlerinden elde ediliyor. Kestane balı hastalıklara karşı koruyucu (antioksidan) ve tedavi edici (antibiyotik) etkinliği yüksek özel bir bal. Solunum yolları ve mide rahatsızlıklarında tedaviye yardımcı oluyor. Vücut direncini sağlaması ve zindelik için düzenli tüketilmesi öneriliyor. B ve C vitaminleri açısından zengin olan kestane balı midede gastrit ve reflü oluşumuna neden olan bakteriye ve boğaz iltihaplanmalarına neden olan bakteriye karşı da etkili. Hatta yanıklarda ve kronik yaraların tedavisinde de kullanılıyor.



    ÇİFTE LEZZET: KESTANE ŞEKERİ

    Konu kestane olunca kestane şekerini anmamak olmaz. Herhalde sevmeyeni yoktur Madem öyle, gelin evimizde, kendi kestane şekerimizi yapalım. Bütün malzememiz 500 gram iri kestane, 2.5 su bardağı toz şeker 2.5 su bardağı su ve bir tatlı kaşığı vanilya. Önce kestanelerin dış kabuklarını bıçakla soyalım. Soyulan kestaneleri su dolu tencereye alıp ince kabukları yumuşayıncaya kadar kısık ateşte kaynatalım. Ilınınca, ince kabuklarını da soyalım. Toz şekeri başka bir tencereye alıp üzerine suyu ekleyelim. Orta ateşte şeker eriyinceye kadar kaynatıp kestaneleri ilave edelim. Kısık ateşte yaklaşık iki saat pişsin. Tencereyi ateşten alıp bir gün kadar bekletelim. Sonra da tencereyi tekrar kısık ateşe alıp 10 dakika kaynatalım ve üzerine vanilya serpelim. Kestaneleri şerbetin içinden alıp küçük kâğıt kalıplara yerleştirdikten sonra geriye soğutarak afiyetle yemek kalıyor



  • ÇÖLYAK HASTALIĞI VE GLUTENSİZ BİR HAYAT 2017-02-21T20:42:00.000+03:00
    GLUTEN ALERJİSİ VE ÇÖLYAK HASTALIĞI ÜZERİNE BULDUĞUM BİR YAZIYI SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ. GLUTENİN OLUŞTURDUĞU HASARLARIN VE BU ÇÖLYAK HASTALIĞI İLE BAŞ ETMENİN YOLLARINI GÖSTERİYOR.

    "BİR DİLİM EKMEK BANA HAYATI CEHENNEME ÇEVİRECEK KADAR ISTIRAP VERİYOR." BİR ÇÖLYAKLIDAN DUYABİLECEĞİNİZ BU YAKINMA, HASTALIĞI EN AÇIK HALİYLE ANLATIYOR. BU, PEK ÇOK DOKTORUN TANI KOYMAKTA ZORLANDIĞI, AKLA KOLAY GELMEYEN BİR HASTALIK PEKİ ÇÖLYAK OLDUĞUMUZU NASIL ANLARIZ? ÇÖLYAK TANISI KONULURSA HAYATIMIZ NASIL DEĞİŞİR?

    Çocuğunuzun kilosu yaşına göre az mı? İştahsız mı? Kasları zayıf mı? Ya da sizde mi var belirtiler?

    O halde mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Ama uzun bir sürece hazırlanın çünkü eğer bir başka neden bulunamazsa, hem teşhisi hem de tedavisi zor bir hastalıkla karşı karşıya olabiliriz: Çölyak. Birçoğumuzun adını yeni yeni duyduğu medyadan öğrendiği bir hastalık bu... Ama korkmayın çölyak hastalığının tedavisi biraz zahmetli olsa bile imkânsız değil.


    Uzun bir sürecin, birçok tahlil ve araştırmanın sonucunda teşhis koyulabilen çölyak hastalığının belirtileri uzun bir listeyi oluşturuyor ama birçok hastalıkla ortak olarak taşıdığı bu belirtilerden geçip çölyak teşhisine varabilmek pek de kolay olmuyor.

    Karın bölgesinde öne doğru şişkinlik, kansızlık, dışkıda anormallik, büyük tuvalet ihtiyacının artması, kusma, iştahsızlık, büyüme geriliği, ağız içinde oluşan ve geçmeyen aftlar, iştahsızlık, gaz şikâyetleri, eklem ve kemik ağrıları ciltte kaşıntılı döküntüler...

    Görüldüğü gibi pek çok hastalık bu şikâyetlere neden olabilir. Ancak yine de çölyak hastalığı her yaşta teşhis edilebilen bir hastalık. Diğer hastalıklar ihtimal dışı bırakıldığında  kan testleri ve sonrasında ince bağırsak biyopsisisyle kesin teşhis konulabilir.



    ÇÖLYAK HASTALIĞINDA GIDALAR BAĞIRSAKLARDA EMİLEMİYOR

    Teşhis konuldu ama çok da tanımadığımız bir hastalık çölyak. Peki nedir çölyak? İnce bağırsağın 'glüten’ adlı proteine karşı ömür boyu süren ve kronikleşen alerjisine çölyak deniliyor. Hastalığın adı eski Yunanlı fizikçi Aretaeus’un yazılarında 'bağırsaklarından hasta’ anlamında kullanıldığı "koillliakos" sözünden  gelir. Francis Adams, 1856’da bu yazılan Sydenham Derneği için Yunanca’dan İngilizceye çevirirken hastalığa ‘karın boşluğuyla ilgili’ anlamına gelen  'celiac 'adını vermiş. Türkçe’ye çölyak adıyla geçen hastalık; arpa, buğday, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan glütene vücudun gösterdiği alerji ve aşırı tepki demek.

    Yediğimiz gıdalar ince bağırsakta bileşenlerine ayrışıyor ve bağırsak mukozası üzerinden kana karışıyor. Vücudumuzun yeterince gıda alabilmesi, ince bağırsak çok sayıda bulunan ve 'villus çıkıntıları’ adı veri-len kıvrımlar tarafından  sağlanıyor. İşte çölyak hastası, glütenli yiyecekler yediğinde bağırsak mukozasındaki alerji nedeniyle villus çıkıntıları ve kıvrımları tahrip ola rak azalıyor ve küçülüyor.. Böylece bağırsak yüzölçümü gittikçe azalıyor ve alınan  gıdalar emilemez hale geli-yor. Sonuçta beslenme  yetersizliği ve ardından da has-talık belirtileri çıkıyor.

     ÇÖLYAK HASTALIĞI ÖMÜR BOYU TEDAVİ İSTER
    Önce iyi bir haber: Çölyak. tedavisi mümkün bir hastalık.   Sonra'daha az iyi' bir haber: Bu hastalığın tek tedavisi, glütensiz sıkı bir diyet ve bu diyet ömür boyu sürüyor. Diyetin sıkı bir şekilde  uygulanmasıyla düzleşen ince bağırsak yüzeyi normal şeklini ve işlevini tekrar kazanıyor ama çok az miktarda olsa  bile alınan glüten, bağırsaklardaki tahribatın tekrarlanmasına neden oluyor. Bu sıkı diyete uyulduğu taktirde hastanın genellikle şikâyetleri belirgin bir şekilde ve giderek kayboluyor. Bu sürenin uzunluğu hastanın  yaşına, yaşam koşullarına, bağırsaktaki hasarın düzeyine göre değişebiliyor.   Diyete uyulmaması tedavisi  çok daha zor olan ağır has-talıklara yol açabildiğinden çölyak hastasının bunu   bir yaşam tarzı olarak benimsemesi gerekiyor. Bu yüzden çölyak teşhisi konmuş birinin, yaşam alanını hemen bu-na göre düzenlemesi en iyi çözüm. Glüten içermesi ihti-mali olan yiyeceklerin  derhal uzaklaştırılması, glütensiz gıdalarla temas etmelerinin  önlenmesi, glütenli gıdalara değen çatal, kaşık, tabak gibi gereçlerin çölyaklı kişinin gıdalarına dokundurulmaması  gerekiyor. Yani glütenli yiyeceğin yenilmemesi yeterli olmuyor; glütenin ‘toz taneciği’ kadarı bile hastasına dokunuyor. Bir çay kaşığı un, buğday ya da bulgurun sekizde biri, ince bağırsakta tahribata yol açarak hastanın ateşlenmesine yetiyor.

    ÇÖLYAK HASTALARI İÇİN YEMEK SEÇENEĞİ ARTTI
     
    Bir güzel haber daha: Son yıllarda çölyak hastalığı konusunda farkındalık düzeyi arttığı için gıda sanayii de bu konuda özel üretimler yapmaya başladı. Belediyelerin ekmek fabrikaları glütensiz ekmek üretimine geçmiş durumda. Bazı üniversitelerin gıda mühendisliği bölümlerinde yapılan araştırmalar doğrultusunda üretilen birtakım gıdalar ise çölyak hastalarına müjde niteliğinde. Çölyak hastaları için özel üretilen glutensiz kek, erişte, makama ve diğer hamur işi gıdalar yakın zamana kadar sadece yurtdışından geliyorken artık ülkemizde glutensiz ürünler bulunuyor. Çölyak  konusunda duyarlılığın gelişmesi, çölyak hastaları açısından sevindirici bir gelişme. 


    ÇÖLYAK HATALIĞINDA NE YENİR?

     (Aşağıda yazılan gıdaları kullanmadan önce doktorunuza danışmayı ihmal etmeyiniz, burada yazılanlar tek başına geçerliliği yoktur)
    •    Mısır, pirinç, patates, kestane unu, nohut unu, bezelye unu, bakla unu, soya unu, üzüm çekirdeği unu, tapyoka.

    •    Yumurta, reçel, bal, baharat ve bitki içermeyen meyve sirkesi, domates ve tuz içeren salça, kabuklu kuruyemiş (yerfıstığı, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, badem vb; glüten içerdiği için paketlenmiş, işlenmiş, tuzlu kuruyemişler yasak).

    •    Beyaz ve kırmızı et (unlanmamış ve baharat katılmamış).

    •    Baiık (unlanmamış, baharat katılmamış, taze veya dondurulmuş), kendi suyunda ya da yağında saklanan balık konservesi.

    •    Midye, karides, yengeç vb. deniz ürünleri (unlanmamış, daha önce unlu gıdaların kızartıldığı yağda kızartılmamış).

    •    Tüm sebze ve meyveler.

    •    Her tür bakliyat (kuru fasulye, mercimek, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek, barbunya, soya fasulyesi, börülce vb.) ve bunların unları.

    •    Tüm katı ve sıvı yağ çeşitleri

    •    Tüm şeker çeşitleri (toz şeker, pudra şekeri, kahverengi şeker).

    Çölyak hastalığı riskiniz varsa karamsarlığa kapılıp da 'o halde ne yiyeceğim ?' diye sormayın.Aslında geniş bir yemek listesi sizi bekiyor.Hemde sizi çölyaktan değil diğer birçok hastalıktan koruyacak sağlıklı bir diyet tarzı bu.

     ÇÖLYAK HASTALIĞINDA NE YENMEZ

    •    Arpa, buğday, çavdar ve yulaf katkılı her türlü ürün (un, bulgur, irmik, makarna, şehriye, kuskus, kepek gibi).

    •    Galeta ununa veya una batırılarak kızartılmış tavuk, balık gibi et ürünleri,

    •    Malt kullanılan İçecekler (bira, votka, cin vb,).

    •    Hazır çorbalar, pilav, köfte, pane harcı.

    •    Glüten içeren çikolata ve sakızlar.



    Tabiiki doktorunuz tarafından onaylanan ve onaylanmayan gıdaları takip etmeniz gerekmektedir. Yukarıda yazılanlar tamamen bilgi amaçlıdır ve Çölyak hastalığı ile ilgili bilgilendirme amaçlıdır, teşhis ve tedavi amacı ile doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz. Teşhis ve tedavi için lütfen doktor denetimi ile hareket ediniz.

    Sağlıklı bir yaşam için lütfen Sağlık denetimlerinizi ihmal etmeyiniz.
    10 02 2013 10:16 güncelleme 21.02.2017 

  • ESKİ ROMA YAŞANTISINDA BİR GÜN... 2017-02-21T17:38:00.000+03:00


    romalı kadınlar ve süs eşyaları
    Ozan Martialis'in bize anlattığına göre, Roma'da sabahın er­ken saatleri oldukça gürültülüydü ve bu da şaşırtıcı bir durum değildi. Martialis sabahın bir kısmını, hamisinin bir gece önce­ki konukseverliğinden kaynaklanan ve bitkin görünmesine yol açan yorgunluğunu atlatmaya çalışarak geçirmiş olmalıydı. Eskiden Akdeniz ülkelerinde yaşam şimdiki gibi kültür kadar iklim tarafından da biçimleniyordu ve bu ikisi kesinlikle iç içe geçmişti. Yaz mevsiminde öğle sıcağı çalışmayı dayanılmaz hale ge­tirdiği ve bu saatlerde iş yapmak akılcı olmadığı için insanlar şa­fak vakti kalkarlardı. Romalılar işlerini sabahları yürütmekten hoşlanırlardı.




    Şehrin dar, kalabalık sokaklarında yer olmadığından gündüz saatlerinde araç trafiği yasaktı, ancak pazara mal taşıyan ve döşe­me taşları üzerinde patırtı çıkaran yük hayvanları bulunurdu. Fı­rıncılar kadar, o dönemin hazır yiyecek büfeleri ve barları ile sı­cak yemek lokantaları ve hemen her sokak köşesinde karşılaşı­lan günümüz Roma pizzacılarının eşdeğeri dükkanların sahiple­ri çoktan kalkmış ve çalışıyor olmalıydılar. Berberler ise kendile­rini traş edecek kölesi bulunmayan müşterilerin rahatlığı için sokaklarda tezgah kurardı. Bu sırada tacirler ve zanaatkârlar da mallarını sergileyip, işliklerini düzenliyor olmalıydılar.


    Harekete geçen, konuşan, tartışan, hazır yiyecek dükkanların­dan kahvaltı satın alan komşuların sesleri de bu yaygaraya ekle­nince Martialis'e hak vermeye başlayabiliriz. Romalıların çoğun­luğu büyük, kalabalık, kaynaşan şehirde serin, içe dönük vahala­rı andıran villalarda değil, apartman blokları ya da diğer adıyla insulalarda yaşamaktaydılar. Bu apartmanlar rahatlık ve boyutları açısından büyük çeşitlilik gösterir, ancak böyle bir apartman dairesinde yaşayan herkesin bileceği gibi, ses geçirirlerdi.

    Pek çok modern Avrupa şehri bu kalabalık koşuşturma ve gü­rültü alışkanlığını yitirmişken Akdeniz çevresini, Güney Avrupa, Afrika ve Asya şehirlerini gören birisi eskiden buralardaki yaşa­mın nasıl olduğunu hâlâ hissedebilir.

    1. Bahçe avlusu bulunan bir insula




    Bir aile günü nasıl karşılardı? Kuşkusuz hakkında bilgi edindi­ğimiz insanların çoğu varlıklı, okumuş, önemli, dikkat çeken ve güçlü kişilerdi. Arkeolojinin değilse de tarihin temel gerçeklerin­den birisi, bu insanların bizlere şiir ve düzyazılar, imparatorluk fermanları ve hukuk davaları, tarihi ve bilimsel çalışmalar, mek­tuplar aracılığı ile kendi zamanlarının öykülerini bıraktıklarıdır. Onlar dericilere, ressamlara, heykeltıraşlara, kuyumculara ve du­varcılara iş vermişler, ancak genel anlamda yaşamlarını süsleyen veya kolaylaştıran bu insanlar hakkında ayrıntılara girmemişler­dir. Antik dönemde takı ve mücevherat bağlantımıza da bakabilirsiniz.

    Bu nedenle bizler de söz konusu bilgiler için graffıtiler, dük­kan tabelaları, reklam ilanları (evet, eski Roma'da da bunların hepsi bulunmaktaydı) ve benzer ama ikinci derecede önemli, rastlantısal küçük hazinelere başvurmamız gerekmektedir. Arkeolojik olanlar kadar, tamamen tarihi delilleri de dikkate al­dığımızda ortaya çıkan tablo dengelidir. Zenginlerin muhteşem evleri ve gösterişli yapıları yanında, orta sınıf halkın konutları ve işlikleri de yer alır. Roma konut mimarisi yazımızı da okuyabilirsiniz.

    Öte yandan, arkeolojinin rahatsızlık veren bir gerçeği de bir felaketi incelemenin günümüz bilim adamı için ne denli kazançlı olduğudur. Kent, doğal bir biçimde terk edilirken insanlar tanrılarını, mutfak eşyalarını ve mobilyalarını da yanlarına alırlar. Oysa, şehir istila veya doğal bir afet sonucu yıkıldığında sadece tanrılar, kap kacak ve mobilyalar (eğer soyulmamışsa) değil, insanların bir kısmı dahi ortalığa saçılmış halde kalır. Bin kul ve volkanik tozların altında kalan, diğeri ise yanan çamur içinde sertleşen Pompeii ve Herculaneum halklarının şanssızlıkları, Romalıların yaşantısının incelenebilmesi açısın­dan bizim şansımız olmuştur. İlk uyarıda şehri terk etmeyenler için kaçınılmaz son öylesine ani gelmiştir ki, bizler onların sıra­dan yaşamlarından bir günü olağanüstü biçimde - yarısı yenmiş yemekler, yataklarında hasta çocuklar, fırından yeni çıkmış müş­teri bekleyen ekmekler ile - yakalayabiliyoruz. Bu kitapta 'sosyal yaşam ve konuları' değil, günlük yaşamı, sıra­dan ve her günkü yaşantıyı -bir Romalı olmanın neye benzediği­ni- inceleyeceğiz.

    Öte yandan, başlangıçta sosyal koşullar ile ilgili olarak değinme­miz gereken birkaç genel nokta vardır. Bunlardan biri her yer­de karşılaşılan ve yaşamsal öneme sahip kölelerdir. Ekonomi kö­lelik üzerine kurulmuştur. Romalılar teknolojik hüner ve bilgi açısından endüstri devrimi yapabilecek yeterlikte olmalarına karşın, buna hiçbir zaman gerek duymamışlardır. Zira işçiler, ücret maliyeti açısından bedavaydı ve her yerde bulunabiliyor­du. Ancak, kuşkusuz ki, kölelerin de satın alınması veya yetişti­rilmesi, giydirilmesi, barındırılması, yiyecek ve içecek verilmesi gerekiyordu. Öyle ki, Seneca kölelerinin bakımı için harcadığı para konusunda şikayetçidir. Cato ise kölelerin masraflarını ve satışlarını tarım aletleri ve büyükbaş hayvanlarınki ile bir tutar­dı. Roma'daki kölelerin (ve azad edilenlerin) sayısı o denli faz­laydı ki, bir örnek giyinmeleri konusundaki öneri, bu uygulama­nın kölelerin sayısal gücünü görünür hale getireceği endişesiyle reddedildi. Köleler her yerde ve - İmparatorluk ailesini etkile­yip, yönlendirecek görevlerden, büyük çiftliklerde (latifundia) sefalet içinde yaşamaya kadar - her konumda Roma toplumunu derinden etkilemekteydiler.
    Roma dönemi yaşantısının burada ele alınmayan ancak yine de yaşanan ve izlenen gündelik bir ayrıntısı ve ikinci bir özelliği de toplumun politik makamlar ve onların maddi derecelenmesi ile belirlenen kesin sınıflara bölünmesidir. Bu sınıflandırma içinde en başta senatörler sınıfı, sonra şövalyeler (equites) ve nihayet halk yer alır. İmparatorluk dönemine gelindiğinde ise aristok­ratlarla halk tabakası arasındaki eski ayrım etkisini tamamen kaybetmişti. Eski aristokrat sınıfı, son Cumhuriyeti şiddetle sar­san iç savaşlar döneminde büyük ölçüde silinip gitmişti.

    Romalı erkek kıyafetleri.
    Roma'da yaşamın modern çağda benzerini bulmakta zorlandı­ğımız üçüncü özelliği ise, güçlülerin ellerinde tuttukları şaşırtı­cı miktardaki varlıktır. Örnek olarak, Iulius Caesar(Jül Sezar) vasiyetinde her bir Roma vatandaşına önemli miktarda para bırakmış, Marcus Agrippa masrafları kendi hesabından ödenmek üzere büyük kamu yapılarının inşasını yürütmüştü. Sansürcü Cato zamanın­da bir işçi yılda 300 denarius kazanırken, aynı dönemde Scipio Africanus'un bir milyon dinarlık bir servete sahip olduğu söyle­nirdi. Caesar'ın çağdaşı ve ara sıra görüştüğü arkadaşı Triumvir Crassus ise, 50 milyon denarius değerinde emlak sahibiydi. Bu konuda belki zengin kentler Amerika ile ya da Hindistan'ın zengin eyaletleriyle veya petrol şehirleriyle bazı benzerlikler görülebilir. Roma'nın ekonomisi üretim ve tarımdan çok, imparatorluk ve fetihlerle desteklenmekteydi; bu ekonomi için tamamen güven­li bir yol olmasa da, Roma'da inanılmaz bir servetin varlığı göz ardı edilmemelidir. Herkesin bu varlıkta payı yoktu. Ancak var­lıklı olanlar için yaşam kolaydı ve kölelik kadar Roma'nın üst ta­baka yaşantısını meşhur eden aşırılık ve yaşamda zerafete duyu­lan cazibe de çöküşe katkıda bulunan etkenlerdi.
    Günümüzde bir kişi merkezi ısıtmalı, akan suyu olan, sıhhi tesisatı dünyanın pek çok yerindeki modern örneklerden daha iyi planlanmış, do­kunulmamış ve boş bir Roma villası bulabilse, bu eve elektrik ge­tirtip, tesisatı modernliğin konforu ile yenileyerek kendisine mükemmel bir ev yaratabilirdi.

    Bu kitaptaki ayrıntılardan altı çizilmesi gereken ve günlük yaşa­ma aykırı olan dördüncü ve son sosyal konu ise hami-himaye edilen ilişkisidir. Bu da yine tüm toplumu ilgilendiren bir konu­dur ve karşılıklı bağ ve sorumluluklardan oluşan kuralları ile ge­lişmiş ve kentleşmiş Roma toplumundan çok, daha erken bir ka­bile kültürünün kalıntısıdır. Roma'da pek çok şey kolay ulaşıla­bilir ve anlaşılabilir olduğundan, bu müttefikliğin esasları da ki­şide şok etkisi yapar. Söz konusu olan ciddi ve önemli bir ilişki­dir ve toplum içinde bağlayıcı bir gücü vardır (kuşkusuz İmpa­ratorluk döneminde, İmparator için tüm halk koruyup, kolla­ması gereken kişiler - himaye edilecekler - olarak görülebilir). Bu sistem, hiç şüphe yok ki her iki taraftan da istismara açıktır. Buna karşın, söz konusu ilişki bizim de göreceğimiz gibi günlük yaşamda önemli bir yer tutmaktadır.

    Öyle ise bir aile günü nasıl karşılamaktaydı? Şimdiye kadar açık­ladığımız nedenlerden dolayı, burada diğerlerine nazaran daha varlıklı bir aile ele alınacaktır - zira bunlar haklarında en fazla bilgiye sahip olduğumuz kişilerdir -, ancak topluma daha geniş açıdan bakmayı da ihmal etmeyeceğiz.

    E-kitap olarak indirebilirsiniz.



sign in

Username
Password
Remember Me


New to IM faceplate? join free!

Lost Password? click here